Travmatik bir olay, çocuğun hayatını veya bedensel bütünlüğünü tehdit eden korkutucu, tehlikeli veya şiddetli bir olaydır. Sevilen birinin hayatını veya fiziksel güvenliğini tehdit eden travmatik bir olaya tanık olmak da travmatik olabilir. Bu özellikle küçük çocuklar için önemlidir, çünkü emniyet duygusu bağlanma şekillerinin algılanan güvenliğine bağlıdır. Travmatik deneyimler, olaydan çok sonra devam edebilecek güçlü duygular ve fiziksel reaksiyonlar başlatabilir. Çocuklar, kalp çarpıntısı, kusma, bağırsak veya mesane kontrolü kaybı gibi fizyolojik reaksiyonların yanı sıra şiddet eğilimi, çaresizlik veya korku hissedebilirler. Travmatik deneyimin sonuçlarından kaçınmak için kendilerini koruyamayan ya da başkalarından korunamayan çocuklar, fiziksel ve duygusal tepkilerin yoğunluğundan da şaşırmış hissedebilirler.

Yetişkinler çocukları güvende tutmak için çok çalışsalar da, yine de tehlikeli olaylar oluyor. Bu tehlike ailenin dışından doğal afet, trafik kazası, toplum şiddeti gibi veya aile içi şiddet, fiziksel veya cinsel taciz veya sevilen birinin beklenmedik ölümü gibi aileden gelebilir. Travmadan muzdarip çocuklar, yaşamları boyunca bir veya daha fazla travmaya maruz kalmış, olaylar bittikten sonra günlük yaşamlarını sürdürebilecek ve etkileyebilecek reaksiyonlar geliştirmişlerdir. Travmatik reaksiyonlar, yoğun ve devam eden duygusal üzüntü, depresif belirtiler veya kaygı, davranış değişiklikleri, öz düzenleme ile ilgili zorluklar, bağlanma sorunları ve önceden edinilmiş becerilerin gerilemesi gibi çeşitli tepkiler içerebilir. Bu reaksiyonlar daha sonra kabuslar, uykusuzluk, yeme zorluğu ve ağrılar gibi fiziksel belirtilere yol açabilmektedir.

Daha büyük çocuklar uyuşturucu ya da alkol kullanabilir, riskli davranışlarda bulunabilir ya da sağlıksız cinsel faaliyetlerde bulunabilirler. Travmatik stresten muzdarip çocuklar, travmatik bir olayın bir şekilde hatırlatılmasıyla sıklıkla bu tür semptomlara sahip olurlar. Birçoğumuz zaman zaman strese verilen tepkileri deneyimleyebilsek de, bir çocuk travmatik stres yaşadığında, bu tepkiler çocuğun günlük yaşamına ve başkalarıyla çalışma ve etkileşimde bulunma becerisine müdahale eder. Hiç bir yaşta çocuklar travmatik deneyimlerin etkilerine karşı bağışıklık kazanmazlar. Bebekler ve küçük çocuklar bile travmatik stres yaşayabilir. Travmatik stresin tezahür etmesi, çocuktan çocuğa değişecektir ve çocuğun yaşına ve gelişim düzeyine bağlı olacaktır. Tedavi olmadan, çocuklukta travmatik olaylara tekrar tekrar maruz kalmak, beyni ve sinir sistemini etkileyebilir ve sağlık riski davranışlarını artırabilir (örneğin, sigara içme, yeme bozuklukları, madde kullanımı ve yüksek riskli aktiviteler).

Araştırmalar, çocuk travmasından kurtulanların uzun vadeli sağlık problemlerine örneğin diyabet ve kalp hastalığına sahip olma veya daha erken yaşta ölme olasılıklarının daha yüksek olabileceğini göstermektedir. Travmatik stres ayrıca sağlık ve zihinsel sağlık hizmetlerinin kullanımının artmasına ve çocuk refahı ve çocuk adalet sistemlerine katılımın artmasına yol açabilir. Travmatik olaylardan erişkinler de ilişkileri kurma ve istihdamı sürdürmede zorluk çekebilirler. Travmatik deneyimler, çocukların yaşamlarında zor olabilecek bir değişiklik basamaklarını harekete geçirebilir. Bunlar, yaşadıkları yer, okula nereye gittikleri, kiminle yaşadıkları ve günlük rutinleri arasındaki değişiklikleri içerebilir. Travmatik deneyimler yıllarca sürebilen bir iz bırakmakta ve uzun yıllar boyu hatırlanmaktadır. Bu travmatik deneyim koşulları ve sonrasında yaşananlarla bağlantılıdır.

Çocuklara kişiler, yerler, durumlar, yıl dönümleri veya yenilenen korku ya da üzüntü gibi hisler hatırlatılabilir. Fiziksel reaksiyonlar ayrıca örneğin kalp atış hızı veya bedensel duyumlar gibi hatırlatıcılar olarak da kullanılabilir. Çocukların travma ve kayıp hatırlatmalarına verdiği yanıtları belirlemek, çocukların sıkıntılarının, davranışlarının ve işleyişinin zaman içinde neden ve nasıl dalgalandığını anlamak için önemli bir araçtır. Travma ve kayıp hatırlatıcıları, aileler, arkadaşlar, okullar ve topluluklar arasında çocukların, ailelerin ve toplulukların iyileşme kabiliyetini güçlü bir şekilde etkileyebilecek biçimlerde kullanılabilir. Neyse ki, çocuklar travmatik bir olay yaşadığında bile, her zaman travmatik stres geliştirmezler. Çocuğun geçmişte travma geçirip geçirmediği de dahil olmak üzere birçok faktör belirtilere katkıda bulunur ve çocuk, aile ve toplum düzeyindeki koruyucu faktörler travmanın olumsuz etkilerini azaltabilir.