Anksiyete kaygı ve stres durumlarıyla kendini gösteren psikolojik bir rahatsızlıktır. Rahatsızlığa sahip kişilerde uzun süreli anksiyete ataklarının gelişmesi, altındaki temel sorunun halen tam olarak çözümlenememiş olması ve bazı çevrelerce de yoğun kaygı halinin kişinin karakteristik bir özelliği sanılması anksiyetenin bir çözümü ya da tedavisinin olmadığı sanısının oluşmasına neden olmuştur. 

Ne kadar zor ve tek başına mücadele etmesi uğraştırıcı bir rahatsızlık olsa da anksiyete de diğer birçok psikolojik rahatsızlık gibi yeterli ve doğru yerlerden destek alındığı sürece yenilebilecek bir problemdir. Önemli olan bu rahatsızlığa sahip kişinin ve sosyal çevresinin bu duruma kayıtsız kalmaması, üstünü örtmeye çalışmaması, kendiliğinden geçmesini beklememesi ve bu hastalıkla ilgili farkındalıklarını geliştirmeleridir. Çünkü anksiyete rahatsızlığı ne kadar kişisel bir problemmiş gibi görünse de esasen sosyal ve toplumsal sonuçları da olan bir hastalıktır. Bu rahatsızlık sebebiyle kişide oluşacak ruhsal, fiziksel ve işlevsel problemler sosyal çevresine ve içinde bulunduğu topluma da yansıyacaktır. Toplumsal düzeyde anksiyete görülme sıklığının yüzde yirmilerde olduğu da düşünülürse beraberce mücadele edilmeyen bu hastalık, sadece kaygısız kalınan bireylerin hayat konforunu değil tüm toplumun konforunu zedeleyecektir. 

Aynı zamanda ilerleyen satırlarda da değineceğimiz gibi anksiyetenin çözüme ulaşmasında manevi destek her zaman profesyonel destekten önce gelmiştir. Çevresinden bu rahatsızlığının atlatılması sürecinde destek gören ve farkındalıkları gelişmiş toplumlardaki hastalarda bu rahatsızlıktan kurtulmak çok daha kolay olmuştur. 

Anksiyete tedavisinde iki önemli yöntem kullanılmaktadır. Hastanın ihtiyaçlarına göre bu tedavi metotları değişebilir, farklılaştırılabilir ya da her iki ana metotla da aynı anda tedavi süreci ilerletilebilir.

Bu yöntemlerden ilki psikoterapidir. Psikoterapi yönteminde klinik bir psikolog eşliğinde anksiyeteye sahip bireyin rahatsızlığıyla ilgili farkındalığının oluşması, anksiyete krizleriyle mücadelenin öğretilmesi, etkilerinin azaltılması açısından gevşeme ve zihin temizleme egzersizlerinin yapılması sağlanır. Böylelikle kişi hastalığına karşı daha duyarlı ve baş etme konusunda daha bilgilidir. Hastalığının etkilerinin arttığı durumlarda neler yapması gerektiği de pratiklerle kişiye öğretilir. Psikoterapi, alanında uzman psikologlar tarafından gerçekleştirilen ve özel ihtisas gerektiren bir alandır. Bu konuda yardım almak için klinik psikologlara baş vurulmalıdır. 

Anksiyeteyle mücadelede uygulanan bir diğer yöntemse ilaç tedavisidir. İlaç tedavisi ise tıp eğitimini tamamlamış ve uzmanlığını psikiyatri üzerine yapmış hekimler tarafından uygulanabilmektedir. Aynı zamanda psikiyatristler tanı ve teşhis yetkisine de sahiptirler. İlaç tedavisinde genellikle antidepresan ve anksiyolitik içerikli ilaçlara baş vurulmaktadır. Uzman kişinin belirlediği dozlarda ve sıklıkta uygulanması hem tedavi süreci hem de kendi sağlığımız için önemlidir. Psikoterapiye kıyasla ilaç tedavisi daha uzun süreli bir tedavi yöntemidir. İlaçlar etkisini en erken iki üç haftada göstermekte ve rahatsızlık geçtikten sonra da bir yıla kadar kullanılması gerektiği durumlar söz konusu olabilmektedir. Tabi ilaç tedavisi ya da psikoterapiye baş vurmak ilgili uzmanın yönlendirmeleri ve kişide oluşturacağı etkilerin seyrine göre şekillenmekte tedaviye başlanılan ilk bir aylık dilimdeyse doğru tedavi yöntemi ve haritası belirlenebilmektedir. Bazı durumlardaysa hem psikoterapi hem de ilaç tedavisi aynı anda uygulanmakta ve süreç iki tedavi yönteminden de faydalanılarak ilerletilmektedir.