Skip to Content

Blog Archives

Anksiyete Türleri Nelerdir?

Ayrılma Anksiyetesi
Çocuk, bağlılığı olan kişileri kaybedeceği ya da onların bir zarar göreceğine yönelik aşırı kaygı güder. Ayrılmanın korkutucu olması nedeniyle çocuğun evden çıkmak, okula ya da başka bir yere gitmek istemediği görülür. Bu durumun sonucu olarak sosyal ilişkiler konusunda problemler doğar. Okulla ilgili bazı sorunlar, bir yakının ölümü, yeni bir kardeşin doğumu, çocuğun anne veya babasından uzun süre uzak kalması risk oluşturan faktörlerdir.

Seçici Konuşmazlık
Bireyin konuşma becerisi bakımından eksik olmamasına karşın, toplum içerisinde devamlı olarak konuşamıyor olduğu bir rahatsızlığı anlatan kavramdır. Aile içerisinde veya toplum içerisinde yüksek kaygı nedeniyle diyalog kuramama davranışı ile karakterizedir. Bu bozukluk, en başta okul hayatında sosyalleşmeyi, ileriki yıllarda iş yaşamında yeterli performans göstermeyi engelleyebilecek ciddiyette bir rahatsızlıktır.

Özgül Fobi
Bireyin karşısına çıkaran korku verici uyaranın taşıdığı potansiyel tehlikenin çok daha üstünde bir tehlike hissetmeye ve bu doğrultuda kaçınmaya yönelik bir davranış ile özdeşleşmiştir. Hayvan, doğal çevre, enjeksiyon gibi çeşitli özgül fobi türleri vardır. Bahsi geçen uyarıcılar ile karşı karşıya gelmek, kişide yaşam dengesini bozacak derecede yüksek düzeyde korku hissini tetiklemektedir.

Sosyal Fobi
Birey, toplum içerisinde diğer insanların yargılamaları ve olumsuz değerlendirmelerine maruz kalacağı beklentisiyle kaygı hisseder. Toplumsal ortamlarda benliğine gereğinden fazla odaklanma eğilimi gösteren birey, korku hissi ile bağlantılı olarak fiziksel reaksiyonlar gösterir. Bunlar çarpıntı, terleme ve titreme gibi örneklere sahiptir.

Panik Bozukluğu
Tekrarlayıcı ve beklenmeyen panik ataklar olarak tabir edilen panik bozukluğu, ortada gerçek bir tehlike olmaksızın ölecekmiş hissi ile özdeşleşmiş, yoğun bir korku ile beraber bilişsel ve fiziksel belirtileri kapsamaktadır. Bu hastalık ile mücadele eden bireyler, iş ve sosyal yaşamlarındaki problemleri normalden daha yoğun hislerle karşılarlar.

Agorafobi
Açık alanlardan korkma duygusunu ifade eden agorafobi, toplum içerisine karışma ve toplumun bir parçası olarak iş hayatını sürdürme konusunda büyük bir korku ve kaygı hissetme duygusunu ifade etmektedir. Bu hislerin kaynağının panik duygusu olduğu söylenebilir. Dolayısıyla panik bozukluğu ile beraber değerlendirilmesi de pek de yanlış olmayacaktır.

Yaygın Kaygı Bozukluğu
Birey, normal yaşam sürecinde iş, okul, sağlık gibi kimi zaman kaygı verici konularda, ciddi boyutta, gündelik yaşamın işlevlerini yerine getirmeye engel olacak düzeyde kaygı hisseder. Huzursuzluk, gerginlik, uyku problemlerinin de olduğu belirtiler ile mücadele eder. Tanı koyulabilmesi için kaygı halinin en az altı aydır görülüyor olması gereklidir.

Anksiyete hakkında detaylı bilgi almak için Anksiyete Kaygı Bozukluğu sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.

5 Continue Reading →

Anksiyete Tedavisi

Anksiyete kaygı ve stres durumlarıyla kendini gösteren psikolojik bir rahatsızlıktır. Rahatsızlığa sahip kişilerde uzun süreli anksiyete ataklarının gelişmesi, altındaki temel sorunun halen tam olarak çözümlenememiş olması ve bazı çevrelerce de yoğun kaygı halinin kişinin karakteristik bir özelliği sanılması anksiyetenin bir çözümü ya da tedavisinin olmadığı sanısının oluşmasına neden olmuştur. 

Ne kadar zor ve tek başına mücadele etmesi uğraştırıcı bir rahatsızlık olsa da anksiyete de diğer birçok psikolojik rahatsızlık gibi yeterli ve doğru yerlerden destek alındığı sürece yenilebilecek bir problemdir. Önemli olan bu rahatsızlığa sahip kişinin ve sosyal çevresinin bu duruma kayıtsız kalmaması, üstünü örtmeye çalışmaması, kendiliğinden geçmesini beklememesi ve bu hastalıkla ilgili farkındalıklarını geliştirmeleridir. Çünkü anksiyete rahatsızlığı ne kadar kişisel bir problemmiş gibi görünse de esasen sosyal ve toplumsal sonuçları da olan bir hastalıktır. Bu rahatsızlık sebebiyle kişide oluşacak ruhsal, fiziksel ve işlevsel problemler sosyal çevresine ve içinde bulunduğu topluma da yansıyacaktır. Toplumsal düzeyde anksiyete görülme sıklığının yüzde yirmilerde olduğu da düşünülür. Beraberce mücadele edilmeyen bu hastalık, sadece kaygısız kalınan bireylerin hayat konforunu değil tüm toplumun konforunu zedeleyecektir. 

Aynı zamanda ilerleyen satırlarda da değineceğimiz gibi anksiyetenin çözüme ulaşmasında manevi destek her zaman profesyonel destekten önce gelmiştir. Çevresinden bu rahatsızlığının atlatılması sürecinde destek gören ve farkındalıkları gelişmiş toplumlardaki hastalarda bu rahatsızlıktan kurtulmak çok daha kolay olmuştur. Anksiyete tedavisinde iki önemli yöntem kullanılmaktadır. Hastanın ihtiyaçlarına göre bu tedavi metotları değişebilir, farklılaştırılabilir ya da her iki ana metotla da aynı anda tedavi süreci ilerletilebilir.

Deniz Akıncı Kaygı Bozukluğu Çözümü

Bu yöntemlerden ilki psikoterapidir. Psikoterapi yönteminde klinik bir psikolog eşliğinde anksiyeteye sahip bireyin rahatsızlığıyla ilgili farkındalığının oluşması, anksiyete krizleriyle mücadelenin öğretilmesi, etkilerinin azaltılması açısından gevşeme ve zihin temizleme egzersizlerinin yapılması sağlanır. Böylelikle kişi hastalığına karşı daha duyarlı ve baş etme konusunda daha bilgilidir. Hastalığının etkilerinin arttığı durumlarda neler yapması gerektiği de pratiklerle kişiye öğretilir. Psikoterapi, alanında uzman psikologlar tarafından gerçekleştirilen ve özel ihtisas gerektiren bir alandır. Bu konuda yardım almak için klinik psikologlara baş vurulmalıdır. 

Anksiyeteyle mücadelede uygulanan bir diğer yöntemse ilaç tedavisidir. İlaç tedavisi ise tıp eğitimini tamamlamış ve uzmanlığını psikiyatri üzerine yapmış hekimler tarafından uygulanabilmektedir. Aynı zamanda psikiyatristler tanı ve teşhis yetkisine de sahiptirler. İlaç tedavisinde genellikle antidepresan ve anksiyolitik içerikli ilaçlara baş vurulmaktadır. Uzman kişinin belirlediği dozlarda ve sıklıkta uygulanması hem tedavi süreci hem de kendi sağlığımız için önemlidir. Psikoterapiye kıyasla ilaç tedavisi daha uzun süreli bir tedavi yöntemidir.

İlaçlar etkisini en erken iki üç haftada göstermekte ve rahatsızlık geçtikten sonra da bir yıla kadar kullanılması gerektiği durumlar söz konusu olabilmektedir. Tabi ilaç tedavisi ya da psikoterapiye baş vurmak ilgili uzmanın yönlendirmeleri ve kişide oluşturacağı etkilerin seyrine göre şekillenmektedir. Tedaviye başlanılan ilk bir aylık dilimdeyse doğru tedavi yöntemi ve haritası belirlenebilmektedir. Bazı durumlardaysa hem psikoterapi hem de ilaç tedavisi aynı anda uygulanmakta ve süreç iki tedavi yönteminden de faydalanılarak ilerletilmektedir.

19 Continue Reading →